Yakında biz onun hortumu (burnu) üzerine damga vuracağız.
(Kalem Suresi, 16)
📋
Gerçek şu ki, biz o bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi.
(Kalem Suresi, 17)
📋
(Bu konuda) Hiç bir istisna yapmıyorlardı.
(Kalem Suresi, 18)
📋
Fakat onlar, uyuyorlarken, Rabbin tarafından dolaşıp-gelen bir bela' onun üstünü sarıp-kuşatıverdi.
(Kalem Suresi, 19)
📋
Sonunda (bahçe) kökünden kuruyup-kapkara kesildi.
(Kalem Suresi, 20)
📋
Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler.
(Kalem Suresi, 21)
📋
Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp-gittiler:
(Kalem Suresi, 23)
📋
"Bugün sakın oraya hiç bir yoksul girip de karşınıza çıkmasın."
(Kalem Suresi, 24)
📋
(Yoksulları) Engellemeye güçleri yetebilirmiş gibi erkenden gittiler.
(Kalem Suresi, 25)
📋
Ama onu görünce: "Muhakkak biz (gideceğimiz yeri) şaşırmışız" dediler.
(Kalem Suresi, 26)
📋
"Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık."
(Kalem Suresi, 27)
📋
(İçlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: "Ben size dememiş miydim? (Allah'ı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?"
(Kalem Suresi, 28)
📋
ki: "Rabbimiz seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imişiz."
(Kalem Suresi, 29)
📋
Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.
(Kalem Suresi, 30)
📋
"Yazıklar bize, gerçekten bizler azgınmışız" dediler.
(Kalem Suresi, 31)
📋
"Belki Rabbimiz, onun yerine daha hayırlısını verir; şüphesiz biz, yalnızca Rabbimize rağbet eden kimseleriz."
(Kalem Suresi, 32)
📋
İşte azab böyledir. Ahiret azabı ise, muhakkak çok daha büyüktür; bir bilseler.
(Kalem Suresi, 33)
📋
Doğrusu, muttaki olanlar için Rableri katında nimetlerle donatılmış cennetler vardır.
(Kalem Suresi, 34)
📋
Öyleyse, müslümanları suçlu-günahkar olanlar gibi (eşit) kılar mıyız?
(Kalem Suresi, 35)
📋
Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
(Kalem Suresi, 36)
📋
Yoksa (elinizde) ders okumakta olduğunuz bir kitap mı var?
(Kalem Suresi, 37)
📋
İçinde, neyi seçip-beğenirseniz, mutlaka sizin olacak diye.
(Kalem Suresi, 38)
📋
Yoksa sizin için üzerimizde kıyamete kadar sürüp gidecek bir yemin mi var ki siz ne hüküm verirseniz o, mutlaka sizin kalacak, diye.
(Kalem Suresi, 39)
📋
Onlara sor: "Hangisi bunun savunuculuğunu yapacak?
(Kalem Suresi, 40)
📋
Yoksa onların ortakları mı var? Şu halde eğer doğru sözlü kimselerse, ortaklarını getirsinler.
(Kalem Suresi, 41)
📋
Ayağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün, artık güç yetiremezler.
(Kalem Suresi, 42)
📋
Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', kendilerini de zillet sarıp-kuşatmış. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi.
(Kalem Suresi, 43)
📋
Artık bu sözü yalan sayanı sen Bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
(Kalem Suresi, 44)
📋
Ben, onlara süre tanıyorum. Elbette benim düzenim (cezalandırmam) sapasağlamdır.
(Kalem Suresi, 45)
📋
Sen, onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, onlar, haksız bir borçtan dolayı ağır bir yük altında kalmışlar?
(Kalem Suresi, 46)
📋
Yoksa gayb (görünmeyenin bilgisi) onların yanında mıdır ki, kendileri yazıp duruyorlar?
(Kalem Suresi, 47)
📋
Şimdi sen, Rabbinin hükmüne sabret ve balık sahibi (Yunus) gibi olma; hani o, içi kahır dolu olarak (Rabbine) çağrıda bulunmuştu.
(Kalem Suresi, 48)
📋
Eğer Rabbinden bir nimet ona ulaşmasaydı, mutlaka yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.
(Kalem Suresi, 49)
📋
Fakat Rabbi onu seçti ve onu salih olanlardan kıldı.
(Kalem Suresi, 50)
📋
O inkâr edenler, zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar.
(Kalem Suresi, 51)
📋
Oysa o (Kur'an), alemlere bir zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir.
(Kalem Suresi, 52)
📋